in

Türkiye’nin basın özgürlüğü raporu (2015-2019 yılları)

Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü ve Özgürlük Evi Türk basını için ne dedi? 2015-2019 yılları arasında Türkiye’nin basın özgürlüğü raporu

Birleşmiş Milletler, 1993 yılında özgür ve bağımsız bir basın için 3 Mayıs’ı “Dünya Basın Özgürlüğü Günü” olarak kabul etti. Fakat bugün gelinen nokta Türkiye’nin Basın Özgürlüğü Raporu ‘ndan da anlaşılacağı üzere basının hiç de özgür olmadığını ortaya koymaktadır. Özellikle Türkiye en belirgin düşüşün yaşandığı ülkelerin başında gelmektedir.

Türkiye, sansür ve baskı politikaları nedeniyle basın özgürlüğünde dünyanın en kötü sicile sahip ülkelerinden biri olarak gösteriliyor. Hükümeti eleştirdiği için onlarca gazetecinin hapse atıldığı, yüzlercesinin işsiz kaldığı, binlercesinin tazminat davaları ile muhatap olduğu Türkiye’de sosyal medya üzerinden hükümeti eleştirenler bile cezai işlemler ile karşı karşıya kalabiliyor.

Türkiye’nin 2015 yılı basın özgürlüğü raporu

1985 yılında kurulmakla beraber basın özgürlüğünü savunan uluslararası sivil toplum kuruluşu Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü (RSF) raporuna göre Türkiye 180 ülke arasından 149. sırada yer aldı.

1941 yılında kurulmakla beraber özgürlüğün yayılmasını destekleyen sivil toplum kuruluşu Özgürlük Evi (Freedom House) raporuna göre Türkiye’nin basın özgürlüğü puanı 55 (kısmen özgür) olarak açıklandı.

(0= En kötü – 100=En iyi)

Özgürlük derecesi 3.5/7
Siyasi haklar derecesi: 4/7
Sivil özgürlükler derecesi: 3/7

(0= En iyi – 7=En kötü)

Türkiye’nin 2016 yılı basın özgürlüğü raporu

1985 yılında kurulmakla beraber basın özgürlüğünü savunan uluslararası sivil toplum kuruluşu Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü (RSF) raporuna göre Türkiye 180 ülke arasından 151. sırada yer aldı.

1941 yılında kurulmakla beraber özgürlüğün yayılmasını destekleyen sivil toplum kuruluşu Özgürlük Evi (Freedom House) raporuna göre Türkiye’nin basın özgürlüğü puanı 53 (kısmen özgür) olarak açıklandı.

Özgürlük derecesi: 3.5/7
Siyasi haklar derecesi: 3/7
Sivil özgürlükler derecesi: 4/7

(0= En iyi – 7=En kötü)

Türkiye’nin 2017 yılı basın özgürlüğü raporu

1985 yılında kurulmakla beraber basın özgürlüğünü savunan uluslararası sivil toplum kuruluşu Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü (RSF) raporuna göre Türkiye 180 ülke arasından 155. sırada yer aldı.

1941 yılında kurulmakla beraber özgürlüğün yayılmasını destekleyen sivil toplum kuruluşu Özgürlük Evi (Freedom House) raporuna göre Türkiye’nin basın özgürlüğü puanı 38 (özgür değil) olarak açıklandı.

(0 = En kötü – 100 = En iyi)

Özgürlük derecesi: 4.5/7
Siyasi haklar derecesi: 4/7
Sivil özgürlükler derecesi: 5/7

(0= En iyi – 7=En kötü)

Türkiye’nin 2018 yılı basın özgürlüğü raporu

1985 yılında kurulmakla beraber basın özgürlüğünü savunan uluslararası sivil toplum kuruluşu Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü (RSF) raporuna göre Türkiye 180 ülke arasından 157. sırada yer aldı.

1941 yılında kurulmakla beraber özgürlüğün yayılmasını destekleyen sivil toplum kuruluşu Özgürlük Evi (Freedom House) raporuna göre Türkiye’nin basın özgürlüğü puanı 32 (özgür değil) olarak açıklandı.

(0 = En kötü – 100 = En iyi)

Özgürlük derecesi: 5.5/7
Siyasi haklar derecesi: 5/7
Sivil özgürlükler derecesi: 6/7

(0= En iyi – 7=En kötü)

Türkiye’nin 2019 yılı basın özgürlüğü raporu

1985 yılında kurulmakla beraber basın özgürlüğünü savunan uluslararası sivil toplum kuruluşu Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü (RSF) raporuna göre Türkiye 180 ülke arasından 157. sırada yer aldı.

1941 yılında kurulmakla beraber özgürlüğün yayılmasını destekleyen sivil toplum kuruluşu Özgürlük Evi (Freedom House) raporuna göre Türkiye’nin basın özgürlüğü puanı 31 (özgür değil) olarak açıklandı.

(0 = En kötü – 100 = En iyi)

Özgürlük derecesi: 5.5/7
Siyasi haklar derecesi: 5/7
Sivil özgürlükler derecesi: 6/7

(0= En iyi – 7=En kötü)

Türkiye, 34 puan düşüşle son 10 yılda özgürlüklerin en çok gerilediği ülke oldu.

Ayrıca Türkiye’nin Avrupa ülkeleri arasında “basını özgür olmayan” tek ülke olarak yer alması da oldukça dikkat çekiyor

Türkiye’nin basın özgürlüğü karnesi neden zayıf?

Medyaya yönelik baskının her geçen gün şiddetle artması ile beraber kamuoyunun haber alma hakkı resmen çiğnenmekte ve habere erişim zorlaştırılmaktadır. Ayrıca internet yasaklarının mantar misali artması ile yayın yasakları resmen bir kural haline gelmiştir.

İktidar ile medya patronları arasındaki çıkar ilişkileri medya özgürlüğünün zayıflamasına neden olmuş ve medya patronları siyasilerin görüşlerini dikkate alarak otosansür kültürünü günümüz medyasına taşımıştır.

Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) gibi kurumlar ne yazık ki iktidar araçlarına dönüşmüş, medya organlarının kim tarafından sahiplenileceğini belirlenmiştir.

Basın özgürlüğü olmadığı için etik kurallar da kalmamıştır. Gerçek anlamda basın özgürlüğü olmayan ülkelerde gazetecilik mesleği açısından etik kurallardan da bahsedilemez. Bu yüzden ki günümüz Türkiye’sinde gazetecilik mesleği etik anlamda kuralların çiğnendiği bir meslek haline gelmiştir.

Türkiye’nin basın özgürlüğü karnesi nasıl iyileştirilebilir?

Öncelikle medya ile ilgili uygulamalarda Avrupa Konseyi’nin tavsiyeleri ve Avrupa Birliği’nin 2020 stratejisi kesinlikle dikkate alınmalıdır.

Türkiye’deki kutuplaşmanın sebebi gazeteler değil Türkiye’deki siyasi ortamdır

Medya örgütleri siyasal baskılara karşı bir tavır sergilemeli ve siyasal ortamın getirdiği kutuplaşmalardan kurtularak demokrasi, özgürlükler ve mesleki ilkeler çerçevesinde faaliyet göstermelidir. Ayrıca demokratik değerleri yalnızca dönemsel olarak savunmamalı aksine ilke olarak benimsemelidir.

Sivil toplum kuruluşlarına sorumluluk düşüyor

Sivil toplum kuruluşu demek demokrasinin ve özgürlüğün güvencesi demektir. Bu bağlamda sivil toplum kuruluşları düşünce özgürlüğünü göz önünde bulundurarak medyanın bağımsızlığının ve özgürlüğünün savunulması adına gerçek anlamda sağlıklı bir zemin oluşturmalı ve özellikle siyasal ortamın yarattığı tekelleşmeleri engellemelidir.

Medya patronları bağımsızlığa zarar veren politikalardan vazgeçmelidi

Basın özgürlüğünün ve bağımsızlığın savunulmasında sivil toplum kuruluşları önemli bir yer tutmaktır. Bu açıdan medya patronları çalışanlarının sivil toplum kuruluşlarına üye olmasına imkân sağlamalı, aksine işten çıkarma gibi politikalardan vazgeçmelidir.

Gazeteciler ‘gazeteciliği nasıl kurtarabiliriz’ diye düşünmeli

Gazeteciler medyayı nasıl kurtarabiliriz diye değil gazeteciliği nasıl kurtarabiliriz diye düşünmelidirler. Kimin gazeteci olduğuna gazeteciler karar vermeli, hükümetler değil. Örnekle; bugünkü iktidar “Cezaevindeki gazeteciler için gazeteci değiller” diyor. İşte buna iktidar karar vermemelidir. Gazeteciler kendi mesleklerini iktidarın eline teslim etmemeliler, önce mesleklerini kurtarmalılar.

Bu içerik hakkında ne düşünüyorsunuz?

Avatar

Medya Basın Yayın Komisyonu tarafından oluşturuldu

Medya basın yayın hayatına yönelik tüm içerikler Medya Basın Yayın Komisyonu tarafından özenle hazırlanarak, 'Medya Basın Yayın' kategorisi adı altında arşivlenmektedir.

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Loading…

0

Yemekhanelerdeki artık yemekler ne oluyor?

Hayvanlara yönelik şiddet nasıl değerlendiriliyor?