in ,

Medya terör ilişkisi: Yayın yasakları ve toplumsal duyarsızlaşma

Medya ve terör ilişkisi: Medyanın terör olaylarında araç olarak kullanılması, terör olaylarında yayın yasakları ve toplumsal duyarsızlaşma…

Medyanın terör eylemlerinde araç olarak kullanılması, terör eylemlerinde medyaya getirilen yayın yasakları, medya-terör ikileminde toplumsal duyarsızlaşma ve tüm hatlarıyla medya terör ilişkisi

Terör eylemlerinde medyanın araç olarak kullanılması

Medya terör eylemlerini olduğundan büyük gösterir, abartır ve korkutucu bir tavır takınırsa terör grupları da o denli amaçlarını gerçekleştirmiş sayılırlar. Bütün terör eylemleri üç amaç etrafında toplanmaktadır. Birincisi; saldırdığı egemenliği küçümsemek, ikincisi; bu egemenlik çatısı altında bulunanları korkutmak, üçüncüsü; kendi taraflarına moral vermek. Fakat unutulmaması gereken bir şey var ki; bu amaçların sadece medya ile gerçekleştirilebilmesi. İşte tam bu noktada medyanın işlevleri…

Türkiye’nin en büyük sorunlarından birisi olan terör eylemlerinin medyada veriliş biçimleri geçmişten günümüze süregelen bir tartışma halinde ilerlemektedir.

Herhangi bir egemenliğe gerçekleştirilen terör eylemleri sırasında medya; ne terör eylemlerini destekleyici tarzda haber yaparak terör gruplarının amaçlarını gerçekleştirebilmelerine olanak sağlamalıdır ne de halkı tamamen habersiz bırakmalıdır.

Medya, terör eylemlerini olduğundan büyük gösterir, abartır ve korkutucu bir tavır takınırsa terör grupları da o denli amaçlarını gerçekleştirmiş sayılırlar. Bir başka açıdan ise medya; terör eylemlerini olduğundan daha küçük gösterir, can alıcı noktaları yakalayamaz ise bu seferde medya işlevini yerine getirmemiş sayılır. İşte bu aşamada medyanın birincil ve vazgeçilmez görevi söz konusu dengeyi gerçekleştirebilmesidir.

Medya nasıl davranmalı?

Ana akım medyanın güvenilirliğinin gittikçe azaldığı 21.yy’da IŞİD tarafından gerçekleştirilen terör eylemleri ne yazık ki çoğu yayın organı tarafından hüzünlü bir hava içerisinde kamuoyuyla buluşturulmaktadır. Nitekim terör eyleminin gerçekleştirildiği bir toplumun görüntülerinin VTR tanıtımları ile adeta dramatize etmeleri gibi. Spikerlerin özel ses tonları yaratarak yaptıkları vurgularla sanki “mahvolduk” görünümü sunmaları gibi.

Ayrıca şehit cenaze törenlerinin, ölüm marşları ve tabutlara sarılarak ağlayan insanların görüntüleri ile verilmesi de farklı bir örnek olacaktır. Durum böyle olunca, terör grupları da bir avantaj sağlamış oluyorlar aslında. Kısacası medyanın olayları bu şekilde yansıtması terör gruplarının eylemlerinin başarılı olduğu izlenimini oluşturuyor diyebilirim.

Medya bu bağlamda dikkat etmelidir

  • Medya meslek etiği ilkelerine sadık kalmalıdır.
  • Terör gruplarının çıkarlarına uygun hareket sergilememelidir.
  • Terör gruplarının saldırdığı toplumların fotoğrafları (ceset, kan vs.) açık bir şekilde gösterilmemelidir.
  • Terör eylemleri abartılmamalıdır.
  • Terörle ilgili bir haber ile normal bir haber kesinlikle farklıdır, bunun farkına varılmalıdır. Bu tür olaylarda yayın kuruluşları rekabet ve reytingden uzak durmalı ve birbirleriyle işbirliği içinde olmalıdırlar.
  • Terörün yarattığı etki son derece önemlidir. Bunun için doğru ve tarafız haber atmosferini yakalayabilmek adına yaptırımlar uygulanmalı ve bunun kontrolünü sağlanmalıdır.

Terör ve medya ikileminde toplumsal duyarsızlaşma

Toplumların düşüncelerini, algılarını, alışkanlıklarını değiştirmenin birden fazla yolu vardır. Bu yollardan en önemlisi şüphesiz ki medyadır. Günümüzde yaşanan başta terör olaylarının medya tarafından bilinçsizce yansıtılması, milli duyguların ve toplumsal duyarlılığın zedelenmesine yol açmıştır.

Günümüz Türkiye’sinde terör eylemlerinin hızı ve şiddeti son zamanlarda giderek arttı. Bu artan saldırılara paralel olarak da maalesef daha fazla şehit verdiğimiz günleri yaşıyoruz. Ülke olarak terör saldırılarına ve yine buna paralel olarak şehit haberlerine toplumun tepkisizliği, duyarsızlığı ve sonuç olarak bu tip durumların kanıksandığı bir aşamaya gelindiği görülüyor. Bu kritik noktada ise aşağıda çizmiş olduğum şema ile karşı karşıya kaldığımızı düşünmekteyim.

Terör Örgütü → Medya → Toplum

Bu çerçevede terör örgütleri asıl olarak toplum üzerinde bir takım korku ve güç gösterisi amacı yaratmak isterler. Fakat bunu gerçekleştirebilmeleri için kullanacakları birincil araç hiç kuşkusuz medyadır. İşte asıl cereyan da burada başlamaktadır. Medya, terör olaylarını olduğundan fazla abartırsa terör grupları kamuoyu üzerindeki amaçlarını gerçekleştirmiş olurlar. İkincil olarak medya, terör olaylarını halk ile buluşturmazsa o zaman da medya, üzerine düşen görevi yerine getirmemiş sayılır. İşte tam bu aşamada medya aradaki dengeyi sağlıklı bir şekilde sağlamalıdır.

Kısacası burada altı çizilmesi gereken en önemli nokta; medya ne verirse kamuoyu onu kendi düşünceleriyle, duygularıyla, ideolojileri ile harmanlayıp alır. Medya ne derecede terör eylemlerini ve şehit haberlerini basına yansıtırsa toplum da yansıtılan oranda ilgi sahibi olur.

Bununla birlikte günümüz Türkiye’sinde terör eylemleri, şehit haberleri, tecavüz olayları, gasp suçları vs. son derece artmış durumda. Örneğin annesi tarafından sürekli azarlanan bir çocuk, bir süre sonra annesinin azarlamalarına karşı duyarsızlaşabilir. Doğal olarak bu haberlerin de sürekli tekrarlanması, toplumun duyarsızlaşmasına ön ayak olmuştur.

Toplumsal duyarlılığı analiz etmek adına bir fırsat olarak karşımıza çıkan en iyi örnek, son günlerde izlenme rekorları kıran “Kısmetse Olur” programı.

Neden mi?

Her gün televizyonlarda izliyoruz, gazetelerde okuyoruz. Terör eylemlerini, ölüm haberlerini, hırsızlık, gasp, tecavüz… Bir düşünün. Ya bu olayları siz yaşasaydınız!?

Peki, hiç tanımadığınız insanların başına gelen bu olaylara üzülüyor musunuz? Tepki gösteriyor musunuz? Önlem alıyor musunuz? Medya bir anlamda bu olayları sıradanlaştırırken toplum duyarlılığını mı kaybediyor? Dizilerin varlığı bu yüzden değil mi? Toplum, tarihi ve gerçekleri bu dizilerden öğrenmeye hapis olmuyor mu? Bu diziler ve yarışma programları, halkın toplumsal bilincini kaybetmesi için mi yapılıyor? Gerçek hayatla bağdaştırılıp toplumun tepkisiz kalması mı bekleniyor?

Toplum duyarlılığını kaybediyor!

Gittikçe duyarsız ve hiçbir şey hissetmeyen bireyler haline geliyoruz. Duyarlı olmak sosyal medyada söz konusu olay veya olayları dile getirmek değildir. Keşke tuttuğumuz takıma, izlediğimiz diziye duyarlı olduğumuz kadar, toplumsal konularda da aynı hassasiyeti ve gerekli duyarlılığı yerinde ve zamanında gösterebilsek.

Emperyalizmin tuzağına düşmüş ülkelere bakıldığında, ülkemizin yakın geleceği pek aydınlık değil. Çünkü ilgili ülkelerde oynanmış oyunlar ülkemizde de oynanıyor. Toplumuzun duyarsızlığı da bu yüzdendir.

Toplumumuz aymazlığa doğru sürükleniyor. Kutsal değerlerimiz ayaklar altına alınıyor. Çocuk istismarı artıyor. Milli değerlerimiz zedeleniyor. Namus, ahlak gibi kavramlar hiçe sayılıyor. Yolsuzluk ve işsizlik hat safhaya ulaştı. Terörün siyasallaşmasına ön ayak olunuyor. Düşünce ve ifade özgürlüğü çiğneniyor. Aile yapıları aşınıyor. Uyanın artık! Yoksa; “Yalnızca tozlu raflarda ki kitaplarda saklanacak, toplumsal duyarlılığın örnekleri…

Terör eylemlerinde yayın yasağı

10 Ekim 2015 de Ankara Tren Gar’ında, 17 Şubatta Çankaya’da, 13 Martta Güvenpark’ta gerçekleştirilmiş olan terör saldırılarının hemen ardından yayın yasağı getirildi. Peki, yayın yasağının getirilmesi doğru mu, yanlış mı?

Terör eylemlerinin yaşanmasının hemen ardından yayın yasağının getirilmesi kimine göre doğru bir karar, kimine göre ise yanlış.

Terör saldırılarında Başbakanlık tarafından getirilen geçici yayın yasağı, olay yerini görecek şekilde canlı yayın, olayın oluş anı ve hemen sonrasına ilişkin görüntüler ve cenaze görüntülerinin verilmemesini kapsıyor. Yani Başbakanlık diyor ki; “Terör saldırıları esnasında olay yerini görme, canlı yayın yapma, cenaze görüntüsü verme.” Ama neden?

Değerli okurlar; “Medyanın terör eylemlerinde araç olarak kullanılması” (1) başlıklı yazımda terör eylemleri karşısında medyanın etik olarak nasıl davranması gerektiğini sizlerle paylaşmıştım.

Bu bağlamda yayın yasağı getirilmeli midir?

İlk olarak, medya kamuoyunun bilgi edinme ve bilgi alma hakkını sağladığı için terör saldırılarının hemen ardından yayın yasağı getirilmemelidir. Ayrıca bu tip durumlarda yayın yasağının getirilmesi çözüm değildir. Çünkü teknolojinin gelişmesi ile insanlar Facebook, Youtube, İnstagram vs. gibi sosyal medya mecralarında olayın oluş anını hemen aktarabiliyor, cenaze görüntülerini, yaralı insan fotoğraflarını toplum ile paylaşabiliyor. Dolayısıyla terör saldırılarının hemen ardından yayın yasağının getirilmesi yanlış olmakla beraber medya bu esnada görevini yerine getirememiş ve teröre hizmet etmiş gibi algılanıyor.

Diğer yandan yayın yasağı getiren Başbakanlık’ın açıklamasına göre terör saldırıları sırasında zarar görmüş insanların, cenazelerin vs. canlı olarak yayına aksedilmesi istenmiyor. Fakat bu yayın yasağının getirilmesi bütün medyayı etkilemekle beraber işini etik olarak gerçekleştiren medya mensuplarının da önünü kapatarak engel olmuş oluyor.

Görevini etik olarak yapmayan medya mensubuna/mensuplarına yasak getirilsin!
Başbakanlık illa yasak getireceğim diyorsa o zaman kamuoyunun bilgi ve haberi sağlayacağı yayına değil olay yerini tüm çıplaklığı ile görebilecek şekilde canlı yayın yapan, olayın oluş anını ve hemen ardından olaya ilişkin yaralı insanların, cenazelerin görüntülerini açık bir şekilde vererek görevini etik olarak yapmayan medya mensubuna/mensuplarına getirsin.

Sonuç olarak terör eylemleri sırasında yayın yasağının getirilmesi görüşünün kesinlikle yanlış bir karar olduğunu ve bu kararın tekrar gözden geçirilmesi düşüncesindeyim.

Bu içerik hakkında ne düşünüyorsunuz?

Avatar

Akademi Komisyonu tarafından oluşturuldu

Akademiye ait bilgi niteliğinde olan tüm içerikler Akademi Komisyonu tarafından özenle hazırlanarak, 'Akademi' kategorisi adı altında arşivlenmektedir.

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Loading…

0

Mirabal kardeşler: Diktatörlüğe karşı mücadele veren üç kadın

İletişimde alımlama: Siyahi bir ailenin sokağınızdan ev alması üzerine evinizin değeri nasıl düşer?