in

HARİKAHARİKA

Kadın cinayetleri önlenmezse erkek cinayetlerinde de artış olacak

Kadın cinayetleri konusunda önlem alınmazsa erkek cinayetlerinde de artış olacak. Peki, çözüm nedir, nerededir? Psikolog Ali Orhan yazdı!

Kadın cinayetleri konusunda önlem alınmazsa erkek cinayetlerinde de artış olacak. Peki çözüm nedir, nerededir? Psikolog Ali Orhan yazdı!

Ne zaman bir kadın kocası ya da eski kocası tarafından saldırıya uğrasa, öldürülse toplumda büyük bir infial uyanmakta, kadına karşı şiddeti durduracağız, başka kadınlar ölmesin gibi sloganlarla gösteriler yapılmaktadır. Başta kadın dernekleri olmak üzere tüm sivil toplum örgütleri bu konuda yetkilileri önlem almaya çağırmakta, yetkililer ise bundan sonra gerekli önlemlerin alınacağını, konunun takipçisi olacaklarını cezaların artırılacağını ifade etmektedirler.

Aslında bu tepkiler büyük oranda karşılık bulmuştur. Özellikle 2011 yılında eski eşi tarafından öldürülen Ayşe Paşalı cinayetinden sonra kadınların korunmasına yönelik koruma kararları hızlıca alınmakta ve uygulanmaktadır. Kadına yönelik şiddete uygulanan cezalarda artış olmuştur. İyi hal ya da kravat takma indirimlerinin uygulanmasında ciddi azalmalar olmuştur. Ancak bu güne kadar alınan önlemler kadına yönelik cinayetleri durdurmadığı gibi azaltmamıştır da. İstatistikler artışa işaret etmektedir. Erkekler tarafından kadına yönelik işlenen her cinayet sonrası büyüyen tepkiler bir süre sonra azalmakta yeni bir cinayet haberi gündeme gelince tepkiler tekrar tavan yapmaktadır.

Şüphesiz ki kadına karşı işlenen cinayetler yalnızca eş ya da eski eş’ in işledikleri cinayetler değildir. Erkek arkadaş, baba veya oğul tarafından da işlenmektedir. Ancak kadına yönelik işlenen cinayetlerin yarıdan fazlası eş ya da eski eş tarafından işlenmektedir.

Kırıkkale’de eski eşi tarafından kızının gözleri önünde öldürülen Emine Bulut’un “ölmek istemiyorum” ve yanındaki kızının “anne ne olur ölme” sözleri tüm Türkiye’de yankı bulmuştur. Kadın cinayetleri televizyonların açık oturum programlarının baş konusu olmuştur. Konu sosyal medyada da rekor düzeyde paylaşılmıştır.

Erkek cinayetlerinde de artış gözlenmekte

Ülkemizin bu büyük yarasına yeni bir boyut daha eklenmeye başlanmıştır. Oran olarak çok düşükte olsa erkek cinayetlerinde de artış gözlenmektedir. Eğer gerekli önlemler alınmazsa bir süre sonra kadına şiddetin yanında erkeğe şiddet konusu da yoğun olarak gündeme gelecektir. Çünkü insanlar zorda kaldığında kendi çözümlerini üretirler. Kocasını öldüren kadın haberleri de basında yer almaktadır.

Adli ve emniyet tedbirlerinin tek başına kadına karşı şiddeti önlemediği birçok defa ortaya çıkmıştır. Çünkü eşine şiddet uygulayan eş ya da eski eşin karşılaşacağı cezai yaptırımları bildiği halde bu tür cinayetleri işlemekten vazgeçmemektedir. Hatta basına yansıyan haberlere bakarsanız pompalı tüfekle kayınpederinin evini basan damat, eşini, kayın pederini, kayın validesini, baldızını hatta kendi çocuklarını katlettikten sonra intihar ettiği haberleri görülebilir. Eşini öldüren erkeklerin yüzde 16’sının cinayeti işledikten sonra intihar ettiği emniyet kayıtlarına geçmiştir. Kendinden vazgeçecek kadar öfkeli bir insanı güvenlik tedbirleriyle durdurmaya çalışmak çok gerçekçi değildir.

Kadın cinayetleri: Çözüm nedir, nerededir?

“Çözüm nedir?” diye bir soru akla gelebilir. Devletin boş bıraktığı bir alana yönelik önleyici bir takım önlemler alması gerekir. Nedir bu önlemler? Boşanma davaları ya da emniyete intikal etmiş tüm aile sorunlarında devletin o aile için en az bir uzman görevlendirmesi ve bu uzmanla birlikte çalışacak bir ekibin destek vermesi gerekir. Mevcut durumda kişiler mahkeme aşamasında ve boşanma sonrasında yalnız kalmaktadır. Eğer şanslıysa aile destek sistemi devreye girmekte, değilse yaşadığı travma sonrası stres bozukluğu veya ekonomik sorunlar, sosyal uyum gibi sorunlarla tek başına baş etmeye çalışmaktadır. Boşanan eşlerin yeni duruma alışmaları için hiçbir önlem alınmamakta ve kişiler birbirlerine olan öfkeleri ile yaşamaya çalışmaktadırlar. Yaşamış olduğu tüm olumsuzlukların nedeni olarak eski eşini görmekte olduğundan zaman içinde öfkesi büyümekte ve intikam alma isteği artmakta öfke kontrolü ise azalmaktadır. Bu dönem ölümcül saldırıların en çok arttığı dönemdir.

Eskiden genellikle şiddet gördüğü için karakola başvuran kadın genellikle kocasıyla barıştırılır ve geri gönderilirdi. Bu yöntemler hem kanunlarımızda olmadığı, hem de şiddeti önlemediği için yeni uygulamalara geçildi. Bu sefer emniyet tedbirleriyle olaylar önlenmeye çalışıldı. Kadınlara istedikleri zaman koruma kararı verildi. Ancak bu korumanın da kadınları istenilen şekilde korumadığı ortaya çıktı. Çünkü koruma kararı denilen uygulama tehlike olduğu anda polisin çağrılmasıdır. Yoksa her risk altındaki kadına bire bir koruma verilmesi söz konusu değildir. Güvenlik güçleri gelinceye kadar geçecek sürede saldırgan amacına ulaşabilmektedir.

Önleyici bir modele ihtiyaç var!

Bu konuda önleyici bir modele ihtiyaç vardır. Önlemekten kasıt yalnızca güvenlik tedbirleri değildir. Bir aile de ilişkilerle ilgili bir sorun emniyet ya da adli birimlere ulaştığı anda devlet devreye girmeli ve bu çiftlere yardım için resmi bir uzman (örneğin sosyal çalışmacı) atanmalıdır. Bu uzmanın yetki ve görevleri özel olarak belirlenmelidir. Bu uzmanın her zaman birlikte çalışabileceği bir psikososyal ekibi olmalıdır. Bu ekibin içinde de psikolog, psikiyatrist, çocuk gelişimci, özel eğitim almış güvenlik görevlisi (polis/jandarma) savcı ve ihtiyaç duyulan diğer meslek elemanları olmalıdır.

Boşanan çiftler için mutlaka öfke kontrolü, gelecek planlaması, yaşam becerilerinin artırılması gibi konuları içeren bir adaptasyon dönemi planlanmalıdır. Boşanma sonrası terapileri zorunlu tutulmalıdır. Bu tür önlemler alınmadığı takdirde kadın cinayetleri azalmayacağı gibi bir süre sonra kadınlar tarafından işlenen erkek cinayetlerinde de artış olması kaçınılmazdır.


Psikolog Ali Orhan’ın tüm yazıları için tıklayınız

Bu içerik hakkında ne düşünüyorsunuz?

Psk. Ali Orhan

Psk. Ali Orhan tarafından oluşturuldu

Psikolog Ali Orhan 1962 yılında Kütahya’nın Gediz İlçesine bağlı Çeltikçi Köyünde doğdu. Çeltikçi İlkokulunu, Gediz Ortaokulu ve Lisesini, Hacettepe Üniversitesi Psikoloji Bölümünü bitirdi. Çalışma hayatına rehber öğretmen olarak başladı. Çeşitli ilköğretim okulu, lise, rehberlik araştırma merkezi ve özel eğitim uygulama merkezlerinde rehber öğretmen ve kurum müdürlüğü görevlerinde bulundu. 4 kitabı ve 1 kızı vardır.

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Loading…

0

Şiddet olaylarında yasal süreç ve ücretsiz avukat hakkı

2020 Ocak ayı medya basın yayın raporu